Deniz ekosistemlerinin yeniden canlandırılması için umut vaadeden bir inisiyatif: Su altı bahçıvanları. Avrupa Birliği’nin desteğiyle gerçekleştirilen bu projede, yerel topluluklar deniz ortamlarının korunması ve restore edilmesi için aktif bir rol üstleniyor. Tenerife’nin göz alıcı masmavi sularında, eski volkanik patlamaların şekillendirdiği etkileyici su altı manzaraları yer alıyor. Batık lav tünelleri ve benzersiz bazalt yapıları, burada eşsiz bir su altı dünyası oluşturuyor. İspanya’nın Kanarya Adaları’nda bulunan bu özel deniz alanı, zengin bir yaşam çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor. Dalış yapanlar, nesli tehlikeye giren deniz kaplumbağaları, zarif kartal vatozları ve nadir görülen köpekbalıkları ile karşılaşma şansı bulabiliyor. İlginç bir şekilde, dünya üzerindeki tüm deniz memelisi türlerinin üçte biri Tenerife çevresinde gözlemlenmiştir.
Deniz biyoloğu Isabel Peters, Avrupa Birliği tarafından desteklenen OCEAN CITIZEN adlı araştırma projesinin bir parçası olarak, deniz tabanından veri ve örnekler toplamak amacıyla su altı dalışları düzenlemekte. OCEAN CITIZEN projesi, Almanya, Danimarka, İsrail, İrlanda, İspanya, İtalya, Norveç, Birleşik Krallık ve Fransa’dan önde gelen okyanus araştırmacılarını bir araya getiriyor. 2026 yılına kadar devam edecek çalışmaları, deniz ormanları, deniz çayırları, algler, mercanlar ve yumuşak mercanlar gibi su altı canlılarının korunmasını ve restore edilmesini amaçlıyor. Peters, “Dünyanın mevcut durumu ve yaşanan çevresel bozulmalar göz önüne alındığında, yalnızca koruma yöntemlerinin yeterli olmayabileceği bir aşamaya geldik” diyerek, OCEAN CITIZEN ekibinin su altı yaşamını aktif bir şekilde restore etme çabalarının önemine dikkat çekiyor.
Projenin hedefleri arasında Atlantik Okyanusu, Akdeniz, Kızıldeniz, Barents Denizi ve Danimarka iç sularındaki beş pilot bölgede deniz ormanlarını korumak ve yönetmek için esnek bir model geliştirmek bulunuyor. Karadaki ormanlar gibi, deniz ormanları da çok sayıda yaşam formuna ev sahipliği yapan zengin ve karmaşık ekosistemlerdir. Bu deniz yaşam alanları, okyanusların biyoçeşitliliğini koruyarak çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik bir rol üstlenmektedir. İspanyol deniz biyoloğu ve çevre eğitimcisi Juanita Sorilla-Pujana, “Deniz ormanları, sadece bir arada yaşayan türlerden oluşmaz, aynı zamanda karmaşık biyolojik ilişkilerle şekillenir” diyor.
Bu hayati ekosistemler, insan faaliyetleri ve iklim değişikliği nedeniyle ciddi tehditlerle karşı karşıya. OCEAN CITIZEN projesinin bilimsel iletişiminden sorumlu olan Sorilla-Pujana, “Okyanuslarımıza büyük bir baskı uygulanıyor. Yüzyıllardır onlardan her şeyi alırken, karşılığında sadece plastik ve kirlilik bırakıyoruz” şeklinde uyarıda bulunuyor. İtalya’nın Lecce kentindeki Salento Üniversitesi’nde okyanus bilimcisi olarak görev yapan Sergio Rossi, radikal ekolojik değişimlerin yaşandığı bir dönemde olduğumuza dikkat çekerek, “Binlerce yıldır var olan türler yok oluyor” diyor. Bu değişim, biyoçeşitlilik kaybına, kaynakların tükenmesine ve besin ağlarının bozulmasına neden olarak, balıkçılığa bağımlı toplulukları tehdit ediyor. Aynı zamanda, fırtına ve aşırı hava olaylarına karşı doğal bir koruma sağlayan deniz ormanlarının yok olmasına yol açıyor. Rossi, “Bu büyük bir sorun ve önümüzdeki yıllarda veya on yıllarda bunun sonuçlarının ne olacağını tahmin edemiyoruz” diyerek durumu özetliyor.
