Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İsrail’in Filistin’deki soykırım boyutunu eleştirdi

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İsrail’in yıllardır sürdürdüğü baskıcı, işgalci politikaların, 7 Ekim’den bu yana yeni bir boyuta, soykırım boyutuna taşındığını belirterek, “Tam bir insanlık dramı yaşanıyor Filistin’de, özellikle de Gazze’de. Bu yaşananlar Mevlana’nın en ibretlik hikayelerle, en veciz anlatımlarla, bıkıp usanmadan dikkatlere sunduğu insan sevgisinin, kardeşçe yaşayıp gitme, hakka, hukuka riayet etme, bütün bunları da muhabbetle yapma çabalarının ne kadar isabetli olduğunu ortaya koymakta.” dedi.

Ersoy, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen, Hazreti Mevlana’nın 750. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri’nde, insanı tanımayı, yaradılanı sevmeyi sadece bu topraklara değil, tüm dünyaya öğreten Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi minnet ve rahmetle yad ettiğini söyledi.

Mevlana Hazretlerinden bahsederken, öncelikle ve neredeyse sadece aşktan söz etmek gerektiğini ifade eden Ersoy, Mevlana’nın anıt eseri Mesnevi’nin temelinin de aşka, tabiatı sevmeye, tabiatın içindekilere sevgi duymaya, insanlara muhabbetle bakmaya ve Allah aşkıyla dolup taşmaya dayandığını belirtti.

Ersoy, Anadolu topraklarının Mevlana, Yunus Emre, Ahmet Yesevi, Hacı Bayram Veli, Ahi Evran, Hacı Bektaşi Veli, Emir Sultan ve daha nice gönül sultanı tarafından aşkla, sevgiyle, muhabbetle, birlik ve beraberlikle yoğrulduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hazreti Mevlana’nın ömrünü sevgiye, muhabbete, aşka hasretmesinin ne kadar kıymetli, önemli olduğunu bugün bir kez daha müşahede ediyoruz. Bilindiği üzere İsrail’in yıllardır sürdürdüğü baskıcı, işgalci politikalar, 7 Ekim’den bu yana yeni bir boyuta, soykırım boyutuna taşındı. Tam bir insanlık dramı yaşanıyor Filistin’de, özellikle de Gazze’de. Bu yaşananlar Mevlana’nın en ibretlik hikayelerle, en veciz anlatımlarla, bıkıp usanmadan dikkatlere sunduğu insan sevgisinin, kardeşçe yaşayıp gitme, hakka, hukuka riayet etme, bütün bunları da muhabbetle yapma çabalarının ne kadar isabetli olduğunu ortaya koymakta.”

“O, ölümü dünya gurbetinden kurtuluş, vuslata eriş olarak ifade etmiştir”

Mevlana’nın öğretilerinin tüm dünyada kardeşçe yaşama ve huzuru hakim kılma açısından çok önemli olduğuna dikkati çeken Ersoy, “Onun hikmet hazinesi, derya deniz sevgi ve hoşgörüsü, aşka, muhabbete olan tutkusu yol göstericimiz olmalıdır. Bunu yaşamak ve yaşatmak için iki temele yaslanmaya ihtiyacımız var. Biri, din ve inanç anlayışımızı sevgi ve hoşgörü zeminine oturtmak; diğeri de hiçbir ayrıştırmaya tabi tutmadan kapsayıcı, kucaklayıcı olmak.” ifadesini kullandı.

Ersoy, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Kur’an-ı Kerim’den ve Hazreti Muhammed’in tavsiyelerinden süzülen ifadeleriyle dünyanın nasıl adeta cennete dönüştürülebileceğini anlattığına değinerek şöyle devam etti:

“O, ölümü dünya gurbetinden kurtuluş, vuslata eriş olarak ifade etmiştir. Bu nedenle ölüme, hassaten vefatına Şebiarus, düğün gecesi diyerek hem asıl hedefin, kavuşulması gerekenin ne olduğunu göstermiş hem de dünyanın geçiciliğini, ona haddinden fazla değer vermenin yanlışlığını bir de bu yönden fark ettirmek istemiştir. Mevlana’nın gönülden kopup gelen bütün değerlerini özümsememiz şarttır. O nedenle biz bu buluşmalara, salt bir tarihi şahsiyeti anma gibi bakamayız, bakmamalıyız. Asıl olan onu gerçek manada anlayıp, fikirlerini bugüne taşıyabilmektir.”

İnsanlığın Mevlana’nın dile getirdiği muhabbete muhtaç olduğuna dikkati çeken Ersoy, şunları kaydetti:

“Türkiye olarak, dünyanın dört bir yanındaki haksızlıklara itirazlarımızı sürdüreceğiz. Adalet ve hakkaniyet çizgisinden sapmama noktasındaki kararlılığımız, zulme, haksızlığa karşı olan duruşumuz devam edecek. Hakkımızı ve tüm mazlumların hakkını savunurken celalimizi, vakarımızı koruyacağız. Bunu yaparken de muhabbeti, aşkı, dostluğu ve sevgiyi yayıp yaşatmayı da hiç ama hiç ihmal etmeyeceğiz. Her biri fazilet yüklü kadim değerler bize kutlu birer mirastır. Gönül sultanlarımız bir yandan sevgiyi, merhameti, aşkı milli şuurumuza nakşedip, ahlakımızın ilkelerini oluştururken diğer yandan da sanat, zarafet, edebiyat ve tasavvufta zevklerimizi inceltip, duyuşlarımızı geliştirmişlerdir. Allah hepsinden razı olsun. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin sevgi dolu öğretisini daha sık hatırlamaya, hatırlayıp, yaymaya, yayıp uygulanır kılmaya dair çabalarımız sürecek.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x